Tavuklardan faydalanmanın aşırı rağbet gördüğü zaman idi. Çiftliğin Kırmızıhoroz'una görev düşmüştü. Tavuklara cici sözler söylüyor, onlardan, çiftlik sahibi tarafından yapılacak her değişikliğe kızmadan rıza göstermelerini istiyordu. Sanıyordu ki, kümes, değişiklik yapıla yapıla saray yavrusuna dönüşecek. Tavuklar da tavuktu işte... Kırmızıhoroz'a, karşıcins olduğundan güvenle bakıyorlar, bir saray yavrusu oluşacak hayaliyle kümeslerinde fır dönüyorlardı.
Periyodik yumurtlama yaradılışları gereği idi tavukların. Zorlandırılmayı, güçlerinin üzerinde yumurtlatılmayı kendilerine yapılmış zulüm olacağını farketseler de, Kırmızıhoroz'un 'iyi günler sizin olacak' sözü, onların fazladan yumurta vermelerine yeterli oluyordu.
Kırmızıhoroz, çiftlik sahibinin gözüne girmek için, tavukları 'güzel günler sizin olacak' sözüyle aldatıyordu ama, bunu yaparken 'u uru uuuu!' diye bağırıp, çiftlik sahibine beklentisini duyurmaktan geri kalmıyordu.
Çiftlik sahibi anladı Kırmızıhoroz'un beklentisini. Kümeste değişiklik yaptı. Tavukların kaldığı yeri biraz temizledi; tavuklara yakın, ama ayrı geniş bir bölümü, Kırmızıhoroz'un rahat eşeleneceği biçime getirdi.
Kırmızıhoroz, yapılanın, beklentisini karşılayacak biçimde olmadığını farketti. Başını öne-arkaya oynatıp ''Yetmez ama evet'' dedi.
Tavuklar duydular bu sözü. Kızılhorozu onayladılar:
''Yetmez ama evet!.. Yetmez ama evet!..''
Kendine konforlu bir kümes istiyordu Kırmızıhoroz. Beklentisini çiftlik sahibine duyurmakta kararlı idi. Bunun için, sabah şafak sökerken çıkarması gereken sesi, gündüz demeden gece demeden çıkarmaya, haşin bir şekilde 'u uru uuuuu!' çekip çiftliğin her sakinini rahatsız etmeya başladı.
Haşin 'u uru uuuu'lardan ürktüler tavuklar. Fazladan yumurtlamayı boşver, normal yumurtlama bile yapamaz oldular. Çiftlik sahibi, gelirini yumurtalardan elde edeceğinden, tavukları sağlıklı tutması gerekiyordu. Kırmızıhoroz'un haşin 'u uru uuuu'larını yatıştırmak için, kümesteki onun kabını büyüttü; o kabı, normal ötesi bir kaç çeşit yemle doldurmaya başladı. Kırmızıhoroz'un zamansız 'u uru uuuu'ları kesilmişti. Kırmızıhoroz yemlendikçe, tavuklar da yemlenmiş gibi oluyorlar, zorlanarak yumurtlayıp çiftlik sahibine fazladan yumurta bahşetmeyi, 'mutlu günler' yatırımı sayıyorlardı.
Daha önceki 'yetmez ama evet' sözü de duyulmuyordu artık. Kırmızıhoroz ve tavuklar, yaşamlarını çiftlik sahibi namına sürdürüyordu.
Kış gelmişti. Kar ve soğuk engeli yüzünden fiziki ulaşım olmuyor, çiftliğin girdisi azalıyordu. Kümesi yemleme zorlaştığından, tavuk sayısının azalması gerekiyordu. Birer ikişer tencerelik olmaya başladı tavuklar. Kırmızıhoroz'un da yemi azaltıldıkça azaltıldı. İşte o zaman kırmızıhoroz'un canı sıkıldı. Kümese dikkatli bakınca eksilmeyi farketti. Bir kere... ama acı biçimde 'u uru uuuuu!' çekip çiftlik sahibini yerinde hoplattı.
Fazla zaman geçmemişti ki kümesin kapısı açıldı. İri cüsseli kişi hamle yapıp Kırmızıhoroz'u yakaladı. İki ayağından başaşağı olacak şekilde tutup kümesten çıkardı.
Tavuklar Kızılhoroz'a laf attılar:
''Bu ne hâl Horoz Kardeş? Gidişin tencereye mi?''
Kırmızıhoroz sarkmış başını onlara çevirip cevap verdi:
''Yok canııım, alıcım bulunur diye pencereye! Benim gibi tencerelik tavuk oluşturucunun günü gelince işe yarar olacağını, bu çiftlik sahibi kadar başka çiftlik sahipleri de bilirler!''
1) "Masal / Kırmızıhoroz Ve Tavuklar " İsimli yazı İBRAHİM FAİK BAYAV tarafından 04.02.2012 Tarihinde sitemize eklenmiş olup, yazarın kendi görüşünü yansıtmaktadır. Yazının içeriğinden, kullanılan (resim, fotoğraf vb. materyallerden) ve yazıdan doğacak her türlü yasal işlemden aktifkalem.com sitesi sorumlu değildir.
2) 5846 Sayılı fikir ve sanat eserleri kanununun 81. maddesi gereği eserin her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcisine aittir.