Aktifte Ara
Yazar Eser  
Ana Sayfa Yayın İlkelerimiz Yazarlarımız Kişisel Gelişim Beyin Fırtınası Sesli Şiirler İletişim Ne? / Nasıl? RSS
Yazar : Ibrahim Faik Bayav
E-Posta
Parola
Hemen Ücretsiz Üye Olun
Şifremi Unuttum
En Çok Okunanlar
Yağmur 2
Benim Ağabeyim Engelliydi
Başkanlık Sistemi
Nik Çöplüğü
Bilgiç Dayı`dan Haberi Olan Var Mı?
Kendini Ateist Zannedenlere Gelsin
Sağ Olasın Komutanım
Ebabiller Misali
Abdullah Bedeloğlu
Abdullah Bedeloğlu

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Editörün Önerdikleri
Referandum Ve Kafa Karışıklığı!!!
Kırmızı Şalına Bakar Aglarım
Yakında Zengin Olacağım
Seni Içtim Dün Gece!
Kurşun
Reçete Hükümet`ten Mi, Sabah Gazetesinden Mi?
Kırılmak
Danıştay`dan `tam Gün` Rezaleti
Mehmet Öz
Mehmet Öz
Sponsor Reklamlar
Aktif RSSAktif Kalem RSS
> RSS Nedir
Etiketler
Hikayeler, Şiirler, Denemeler, Makaleler, Kişisel Gelişim, Komik Hikayeler, Aşk Hikayeleri, Aşk Şiirleri, Ayrılık Şiirleri, Toplumsal Makaleler, Güncel Makaleler
Ibrahim Faik Bayav
Kategori : Makale -> Güncel
Siyaset, Din Ve Zaman Yazarı Ahmet Kurucan

 

 

Yazı Bilgileri
  Okuyucu Puanı -  
  Editör Puanı *  
  Okunma Sayısı 204  
  Yorum Sayısı 0  
  Tarih 23.06.2011  
  ( - ) Henüz Puan Verilmedi  


Etkileşim
  Facebookta Paylaş  
  Beğendiğim Yazılara Ekle  
  Arkadaşına Öner  
  Yazar'a Mesaj Gönder  

 

 

Ahmet Kurucan'ın Zaman gazetesindeki 16 Haziran 2011 tarihli 'Siyaset, propaganda ve din' başlıklı yazısını okudum. Bir okuyucunun bir görüşündeki iki cümleden birini onaylayıp diğerini onaylamadığını belli eden Kurucan, açıklamasında garip bulduğum ifadeleri kullandığı için ben de bir açıklama yapmaya karar verdim.

Birinci ifade: ''Din dindir; siyaset de siyaset''

Bu ifadeyi Kurucan, okuyucunun seçim sürecindeki propagandada dinin olumsuz kullanıldığının şikayeti üzerine kullanmış. Din ile siyasetin iki ayrı unsur olduğunu belirtmeye çalışmış. Ama, ''Dinin siyaset, siyasetin de din olgusu içinde yeri olsa da...'' sümlesiyle 'dinsiz siyaset' olabileceğine kapı aralamış.

Hüküm: Din, siyasetin içine girerse, siyaset özel bir mahiyet alır. Siyaset dinin içine girerse, din kaypak yapıya bürünür.

İkinci ifade: ''Dinin ve siyasetin içinde yürüdükleri kulvarlar...''

Bu iki unsurun içindeki kulvarların farklı olduğunu söylüyor Kurucan. Dinin kulvarını dinin sahibi olan Allah belirlermiş! Siyasetin kulvarını kimin belirlediğini söylememekle, okuyucuyu önemli bir bilgiden mahrum bırakmış Kurucan. Her ikisinin kesiştiği noktalar olabileceğini söylemesi ise garip.

Sorulur: Siyaset mi bir sağ, bir sol yaparken dinle kesişiyor; yoksa din, canının istediği yerde gitmeye yol bulamayınca siyasetle mi birleşiyor?

Derim ki; Kurucan, ''Dinin sahibi Allah'' sözünü söylemeden önce durup epey düşünmeli.

Hüküm: Siyaset, hak din paralelinde götürülmezse, mutlaka batıl dinle birleşecektir. Bu ise, o kulvarda zulüm oluşacağının elametidir.

Üçüncü ifade: ''Bir dine inanıp inanmama...''

Bir devleti idare etme düşüncesiyle veya iddiasıyla ortaya çıkan insanların bir dine inanıp inanmamaları kendilerinin bileceği iş imiş!

Allah Allah!..

Yukarıda, ''Dinin sahibi Allah'' demişti Kurucan. Burada, insanların karşısına dinlerin çıkabileceğinin sinyalini verdi. Kurucan ne yazdığını anlayabiliyor mu?..

Soru: Allah'ın çeşitli dinlerinden birine inanmaları tercihinde mi kalacak insanlar? Yoksa, Kurucan, Allah'ın ''İslam'' olarak tanımladığı dini diğer dinlerle eşit mi yapacak?

Hem sonra... Devlet idare etmeye yeltenen kişiler, bir dine inanmada serbest olsalar bile, zulüm oluştuğunda, Allah, zulmü bertaraf edecek bir dini onların önüne mutlaka çıkaracaktır. Allah'ın 'Adl-i Mutlak' sıfatının farkındamıyız acaba?

Hüküm: Devlet yöneten kişiler, firavunluk dinini seçerlerse, Musa'nın dini Allah tarafından karşılarına çıkarılır.

Dördüncü ifade: ''Din tercihinde insanlar özgürdür. O özgürlüğü dinin sahibi vermiştir''

Ona ne şüphe?.. İslam Dini'nin sahibi Allah'tır; batıl dinlerin sahipleri de batıl kafalılardır.

Din tercihinde insanların özgür olabilmesi için bir dinin topluma sunulmuş olması gerekir. Sunum yapılmadan inanılan şey kuruntudan öteye gitmez. Dinlerin batıl olanları, her an topluma sunum halindedirler. Fertler, benimsemiş olmalılar ki, onun uygulanmasının terkedilmesi halinde zarara uğrayacaklarını ya da gelişemeyeceklerini zannederler. Bu, yasalara ve kurallara uyumdur. Esnaf, öngörülen vergiyi vermemekle rahat edeceğini umar. Okul yöneticileri, hükümetin ''fakir ailelerden aidat alınmayacak'' emrini teperek okulu güzel yapacaklarına kani olurlar; yoksul öğrencileri aidat getirmeleri için zorlarlar. Belediyeler ise, belediyeceilik yasalarını uyguladıklarında halktan bir daha oy alamayacaklarını sanıp yasa da tanımazlar yasalara imanı da... Halk o zaman, çöplük içinde yaşam sürmeyi dinin bir rüknü olarak benimser. İnanmayan varsa gelsin, beldemizin kepaze halini yakından görsün.

Bugün, Kurucan'ın dediği gibi, dine inanıp inanmamada kimse kimseye zorlama ve baskı yapmıyor. Din, kendi kendine oluşuyor, cennete mi, cehenneme mi gideceği belli olmadan, saliklerini sürükleyip götürüyor.

Hüküm: Batıl dini tercih eden, sonradan oluşacak azaba katlanır.

Amma, Kurucan'ın, ''İnsanın inandığı dini, siyaset arenasında kullanmasının ne dinen ne de ahlaken doğru olmadığı'' hükmüne varması... ''Eğer bu din İslam ise şayet'' gibi aklı başında birinin edemeyeceği lafı etmesi, mensup olduğu cemaatten devlet yönetmeye talip olanlarının ayaklarını kaydırıcı niteliktedir.

Siyaset arenasına giren kişinin dini İslam ise, o kişi, sadece doğruları söyleyerek ve doğru söyleyenleri onaylayarak makam edinmeye çalışacaktır. İslam'ın dışında bir din tercih eden ise, yerine göre doğruyu söyler; menfaatin yalanla kazanılacağı yere göre de yalanı.. İstismar onun semayesidir.

Kurucan, geçtiğimiz günlerdeki siyasi propagandalara bakıp ''Siyasi geleneğimiz içinde dinin istismarı bir gerçek'' hükmüne varmış.

Din, din olsun kendisini istismar ettirmesin!

İşin içinde Kurucan'ın telaffuz ettiği bir istismar olayı olduğu belli de... Geçtiğimiz seçim sürecinde din mi istismar edilmiş, yoksa toplum mu; o anlaşılmamış.


İbrahim Faik Bayav
(19 Haziran 2011 16:50)

Resim: zaman.com.tr 21.01.2008
  Ibrahim Faik Bayav
 
Puanımı Gönder
 
1) "Siyaset, Din Ve Zaman Yazarı Ahmet Kurucan" İsimli yazı İBRAHİM FAİK BAYAV tarafından 23.06.2011 Tarihinde sitemize eklenmiş olup, yazarın kendi görüşünü yansıtmaktadır. Yazının içeriğinden, kullanılan (resim, fotoğraf vb. materyallerden) ve yazıdan doğacak her türlü yasal işlemden aktifkalem.com sitesi sorumlu değildir.

2) 5846 Sayılı fikir ve sanat eserleri kanununun 81. maddesi gereği eserin her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcisine aittir.



Yorumlar
Henüz yorum bulunmamaktadır.
   
Siz de Yorum Ekleyin Tüm Yorumlar İçin Tıklayınız


Yazarın Diğer Eserleri
Hikaye - Masal / Kırmızıhoroz ve Tavuklar ( 04.02.2012 )
Tavuklardan faydalanmanın aşırı rağbet gördüğü zaman idi.
Deneme - Bilgiç Dayı`dan Nükteler 127 (686 / 690) ( 28.01.2012 )
Mehmet Altan, ``Hep söylerim`` diyordu konu gündeme geldiğinde.
Hikaye - Nükteli Fıkralar..36 (211...215) ( 07.01.2012 )
Biri hep yener görünen iki takımın iki futbolcusu konuşuyordu. Yenilen takımın
Deneme - Bilgiç Dayı`dan Nükteler 126 (681 / 685) ( 31.12.2011 )
681) VEKİLLER FUKARA KALMIŞ! Meclis`te vekillerin kendi kendilerine zam yapmalar
Hikaye - Hikaye / Cumhurbaşkanlığı Beş Yıl mı, Yedi Yıl mı? ( 30.12.2011 )
Kendilerinden o kadar emin idiler ki hevesliler,
Makale - Suçun suç olduğunu hükümet duyurmalı( 28.11.2011 )
Suç olabilen bir davranış biçimi, emekli bir asker hakim tarafından seslendirili
Deneme - Bilgiç Dayı`dan Nükteler..125 (676...680) ( 26.11.2011 )
``Ya da, anayasa için görüş açıklama çağrısı buram buram tuzak koktuğundan!``
Makale - Hükümetin canına okunur mu? ( 25.11.2011 )
TSK profesyonel ordu istemiyormuş. İstemez istemez...
Makale - Sahnede anayasa yapılacak oyunu var( 22.11.2011 )
Zavallı millet!.. İradesini ortaya koyup AK Parti`yi getirmiş başa;
Makale - Mümin ile Müslüman arasındaki Fark nedir? ( 17.11.2011 )
Mümin ile müslüman arasındaki fark soruluyor.
Tüm Eserleri için Tıklayın
 
En Yeni Eseri
Masal / Kırmızıhoroz ve Tavuklar
Tavuklardan faydalanmanın aşırı rağbet gördüğü zaman idi.
En Çok Okunan Eseri

En Çok Yorumlanan Eseri
Ahmet Kekeç saçmalamış!
Demek ki, uykuyu pek tatlı bulmuş Ahmet Kekeç!..

 

Copyright 2009 © Aktifkalem.com Tüm hakları saklıdır..