Ünlü tiyatro sanatçısıyla röportaj yapılmış internet sayfasında yayına verilmişti. Konu sahneden sanatttan olsa da, yaşamında rejimden gelen sıkıntılar oluştuğundan, o tarafa taşmıştı.
Çete üyesi denerek birilerine baskın yapılıyordu. O kişiler, yaşlılığına hastalığına bakılmadan toplanıyor, kodesin soğuk zeminine itiliyorlardı.
Ünlü tiyatro sanatçısı yıllar öncesinin olayının tekrarlandığını söylüyordu röportajda. O günlerin acısını tekrar duyduğunu söylediğinde Gazeteci sordu:
''Bugün yapılan çete operasyonlarının ucu nereye varır?
Tiyatro sanatçısı cevap verdi:
''İkinci bir derin devletin yuvasına varır tabi ki. Bir derin devlet varlığıyla bu kadar gürültü kopmaz ki canım!''
Bu röportajdan, vatandaşlar haberdar oldular. Derin devlet diye bir şey duymuşlardı ama, ikinci bir derin devletin ne olduğunu anlayamadılar. Bilgiç Dayı'ya;
''İkinci derin devlet de nereden çıktı Bilgiç Dayı?'' diye sordular.
Bilgiç Dayı kafasını kaşırken;
''Birincinin komşuhanesinden!'' diyerek cevap verdi. ''Çünkü, bir komşu bir komşuya yakın olunca komşulanırmış!''
* * *
352) BU HÂLE NASIL DÜŞMÜŞÜK?
Ortaöğretim öğrencisi beş kişi, diğer bir öğrenciyi köşede sıkıştırmışlar, tekme tokat döverken de cep kameraya almışlar, sonra da bunu internette paylaştırma yaptıran(!) siteye koymuşlardı.
Bir televizyon muhabiri bunu haber yaptı. Haber programında yayınlattı. Yayın sırasında spiker, olayın şaşkınlığında kaldığından, ''Biz bu hâle nasıl düştük'' diye sızlandı.
Bilgiç Dayı ve vatandaşları ekran karşısında olduklarından, vatandaşlar aynen spiker gibi sordular:
''Biz bu hâle nasıl düştük Bilgiç Dayı?''
Bilgiç Dayı;
''Her çeşit yaşama özgürlük vaadedenler sayesinde!'' diyerek cevap verdi. ''Ama bilemediler: Özgürlük çerçevesine zorbalık yaşamı girerse, efendilik yaşamı, yamulmuş dökülmüş vaziyette dışarı çıkar!''
* * *
353) BARAK OBAMA VE HAÇ
Amerika'da Başkanlık koltuğuna oturan Barak Obama'nın, Türkiye'de ünlü camilerimizden birine girip sohbet ettiğini öğrenen kilise mensupları, O'nun kiliseye de gelmesini istediler. Obama onları kırmadı. Katolik rahiplerin üniversitesi olan Georgetown Üniversitesi'nde konferans vermeyi kabul etti.
Konferans günü Obama, üniversite'de hazırdı. Selamlaşıp hoş-beşten sonra kürsüye çıktı. Çıkmasıyla geri planda farkettiği İsa adının yazılı olduğu pano ve haçın kaldırılmasını emretti.
''Eyvah!'' etti rahipler. Kendilerini saygısızlık ortamında kalmış gibi hissettiler. Görevliler geldi. 'eyvah' diye sızlanan rahiplerin gözleri önünde Pano ve haçı kaldırdı. Basın, bütün dünyaya ''Hıristiyanlık yıkılıyor'' anlamında sevis yaptı bunu.
Olayı öğrenen vatandaşlar bu işin sırrını anlamak istediler. Bilgiç Dayı'ya;
''İsa'nın yazılı olduğu pano ve haç kaldırılırsa Hıristiyanlık yıkılır mı?'' diye sordular:
''Hıristiyanlık taşın, tahtanın, kağıdın üzerinde bırakılmışsa, evet!'' diyerek cevap verdi. ''Taş kırılır; tahta kesilir; kağıt yırtılır. İsa'nın şahsiyeti ise... Aslâ!''
* * *
354) ANAYASAL MASAL
Gündemi anayasa olan bir ülkede, o ülkenin idarecisi, Anayasa'nın değiştirilmesi gerektiğini dile getirdi. Çağdaşlıktan, adaletten, hukuktan filan bahsetti. ardından ''Ben, hukukun en hızlı şekilde tecelli etmesi için Anayasa düzenlemesine gidilmesini istiyorum'' dedi. Bir de itirafta bulundu idareci, ''Ülkemiz, son bir kaç yılda, demokratikleşme yolunda büyük mesafeler katetti'' diyerek.
Vatandaşlardan bir vatandaş, o ülkede söylenen bu sözleri duyduğunda, iki cümle arasında irtibat aradı. Bulamayınca Bilgiç Dayı'ya danışmaya karar verdi:
''Bilgiç Dayı! Şu ülkede son bir kaç yılda büyük mesafe kateden demokratikleşme, son bir kaç yıldan önce ne hâldeymiş?''
Bilgiç Dayı cevap verdi:
''Üstüne atlayacak biri tarafından dehlenmeyi bekliyormuş!
* * *
355) ANLARLAR MI?
İslam adı verilen ülkelerin durumu çok kötüymüş. İslam adı verilmeyen bazı ülkeler, üzerlerine çullanıp onları heder ediyormuş. Bu nasıl olur diye hayretten dona kalan Hocamız, üzüntüsünü belli ettikten sonra, ''Ah keşke ekonomi ve savaş gücü bakımından güçlü olsalardı bu ülkeler'' dedi. ''Ah keşke birlik ve dayanışma içinde de olsalardı'' dedi.
Vatandaşlar, Hocamız'ın sızlanmasını duydular. Onlar da 'ah keşke...'' diyerek sızlanmaya başladılar. Sonra Bilgiç Dayı'ya gidip;
''İslam denen bu ülkeler kendilerine nasıl gelebilirler Bilgiç Dayı?'' diye sordular.
Bilgiç Dayı, 'hımm!' etti çenesini kaşıyıp. Sonra;
''Kendilerinde olmadıklarını bir güzel anlayarak!'' diyerek cevap verdi. ''Üzerlerine çullanılması, belki de bunun içindir. Kimbilir?!''
* * *
İbrahim Faik Bayav
(26.04.2009)
Ibrahim Faik Bayav
1) "Bilgiç Dayı`dan Nükteler..60 (351...355) " İsimli yazı İBRAHİM FAİK BAYAV tarafından 12.03.2010 Tarihinde sitemize eklenmiş olup, yazarın kendi görüşünü yansıtmaktadır. Yazının içeriğinden, kullanılan (resim, fotoğraf vb. materyallerden) ve yazıdan doğacak her türlü yasal işlemden aktifkalem.com sitesi sorumlu değildir.
2) 5846 Sayılı fikir ve sanat eserleri kanununun 81. maddesi gereği eserin her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcisine aittir.