FATİH’İN SULTAN MEHMET’İN KARDEŞ KATLİ EMRİ
Her kimseye evlâdımdan saltanat müyesser ola, kardeşlerini nizâm-ı âlem içün katl etmek münâsibdir. Ekser ulemâ dahi tecviz etmiştir. Ânınla amil olalar.
Fatih henüz 11 aylık olan kardeşi Ahmet’in öldürülmesini emretmiş padişahtır. Fatih de henüz devlete isyan edecek nitelikte olmayan ve sadece hanedan mensubu olması sebebiyle kendisinden şüphe edilenimiyecek kardeşinin katlini emrederek suç işlemiş demektir.
Fatih'in Kardeş Katli Fermanı'na göre yeni padişah olan kimse kızlar hariç erkek kardeşlerinin hepsini yaşına bakılmaksızın öldürmek zorundadır. Bu şekilde de uygulanmış, padişah olan ilk iş kardeşlerini öldürmüştür. Bir padişahın 110 çocuğu olmuş. Padişah olan 19 erkek kardeşini bu yasa gereği öldürmüştür.
ŞİMŞİRLİK DÖNEMİ:
IV. Mehmed döneminde, 1653'te hanedanın diğer erkek üyeleri Topkapı Sarayı'nda, Harem'e bitişik “şimşirlik” denilen yerde hapsedildiler. Kardeş katli Şimşirlik uygulamasına dönmesine rağmen,kardeş katli uygulaması gelenek olmaktan çıkmasına rağmen kardeş katli devam etti.Ama Şimşirlik, Osmanlı padişahlarının kardeş ve yeğenlerini toplu olarak öldürtmesini önledi.
Kardeş katlini ortadan kaldırmak için veraset sisteminin oluşturulması gerekliydi. Bu uzun süre yapılamamış; ancak 17.Yüzyıl'ın başlarından itibaren ekberiyyet, yani hanedanın en büyüğünün tahta geçmesi sağlanabilmiştir.
Saltanatlık Hz Adem'den itibaren uygulanan krallık, padişahlık, firavun, şahlık vs tüm devletlerde hatta ilkel kabilelerde uygulan usul ekberiyet yani yaşça büyük olanın padişah olmasıydı.
Osmanlı padişahlarının aile yapısı, devlet yapısı, yeniçerilerin sarayın, devletin esas sürekli askeri olması bu ekberiyet usulüne aykırı bir geleneğin kardeş katli geleneğinin doğmasına sebep olmuştur. Devşirme, dönme asker, devşirme-dönme sadrazam, Hıristiyan asıllı annelerden gelme padişahlık yapısı tuhaf ve korkunç bir geleneğin kurucusu ve devam ettiricisi oldular.
Fransa, İngiltere ve Avrupa kralları, Roma kralları kardeş katli emri, kanunu yayınlamamış, Abbasiler kardeş katli emri yayınlamamış her biri Osmanlı Devletinden daha uzun ömürlü olmuştur. İngiltere krallığı hala yaşamaktadır. Hanedan mı önemli milletin ve devletin mi baki olması mı önemli? Osmanlı’da hanedanın bekası devletin ve ümmetin bekasından önemli tutulmuştur
Şimdi kardeşlerini öldürmeden bekasını korumuş devletler varken kardeş öldürmeyi öldürenleri öven insanları haklı görmek, Kur’an'da Habil ve kabil örneği ile kınanan durumu Kur’an'a muhalif olarak övenleri insanlık ve kardeşlik düşmanı olarak görmemek mümkün değildir.
Kardeş katli olacak ve Türk anneden olan bir padişah olmasına izin verilmeyecek sonra Kuran-ı Kerim’e aykırı bir fetva olan bu sistemi övenlerin iyi niyetli olduğunu düşünmek mümkün değildir. Fatih’ten önce çok geniş bir coğrafyada İslam Devletleri vardı. Sonra bu coğrafya daraldı.
Kur’an-ı Kerim’e muhalif bu kararı uygulayan Osmanlı Devleti, İslam dinini yeryüzünde kötü gösterip insanların Müslümanlıktan çıkıp Hıristiyanlığa dönmelerine sebep olmuştur. Yine Müslümanlığa sıcak bakan Hıristiyanların Müslümanlıktan soğumalarına, İslam’ı kabul etmemelerine sebep olmuştur. Osmanlıya tabi olmayı kabul edip kardeşi tarafından öldürülmek istemeyen Bulgar ve Macar gibi Müslüman Türk beylik ve halklarının tekrar Hıristiyanlığa yönelmelerine sebep olmuştur. Osmanlı Devleti insanları İslamiyetken soğutan bir geleneğin kurucusudur.
Kanuni Sultan Süleyman, III Mehmet kendi evlatlarını saltanatıma kastetmiş dedikodusuyla öldüren padişahlardır.
Osmanlı sadece kardeş katli değil evlat katli ile de insanları İslamiyet’ten soğutan uygulamaların sahibidir.
FATİH KURAN-I KERİM’E AYKIRI OLARAK KARDEŞ KATLİNİ YASA HALİNE GETİREN PADİŞAHTIR.
Abdullah Bedeloğlu
1) "Fatih’in Sultan Mehmet’in Kardeş Katli Emri" İsimli yazı Abdullah Bedeloğlu tarafından 18.02.2012 Tarihinde sitemize eklenmiş olup, yazarın kendi görüşünü yansıtmaktadır. Yazının içeriğinden, kullanılan (resim, fotoğraf vb. materyallerden) ve yazıdan doğacak her türlü yasal işlemden aktifkalem.com sitesi sorumlu değildir.
2) 5846 Sayılı fikir ve sanat eserleri kanununun 81. maddesi gereği eserin her türlü telif hakkı yazarın kendisine ve/veya temsilcisine aittir.